1867’de Abazaları göçe zorlamak için başvurulan yöntem, daha önce uygulananların hemen hemen aynısıydı. Palgrave’in Stanley’e, Trabzon’dan 16 Mayıs 1867’de yazdığına göre “Rus askerleri Abaza köylerine geldiler, evleri yaktılar, hayvanlarıyla başka mallarını gasp ederek, Abazaları ancak sürünecek kadar yoksul bıraktılar.” Abazaların karşı koyacak güçleri yoktu, zaten tüm gayretleri de derhal başarısızlığa uğradı.
Rusların Abazalar üzerindeki tasarılarının, Kafkasya’nın diğer Müslümanlarına gösterdikleri zulümden farklı olmadığını, Abaza ve çevresini at sırtında gezerek bilgi toplayan İngiltere Konsolosu Gifford Palgrave kanıtladı. Konsolos Palgrave gözlemleri sırasında, Abaza bölgesinin tüm Müslümanlarından dörtte üçünün dışarı göç edeceğini fark etmişti. Trabzon’dan yolladığı, 18 Nisan 1869 tarihli reporuna göre, Rusların bu dış göçü zorlamasının nedeni, bu verimli toprakları Müslümanların elinden almanın yanı sıra “Türklerin kıyı şeridini açlık ve yoksulluktan kıvranır vaziyetteki kalabalık bir dindaş grubuyla doldurarak, Türk Hükümetinin gururunu kırmaktı.”
Ruslar binlerce Abaza’yı kovmakla beraber, önemli bir miktarını da geride bıraktılar. Kırım Tatarları ile Çerkezlerden edindikleri tecrübelerden, topyekûn boşaltmanın bölge ekonomisine zararlı etkiler yarattığını öğrenmiş görünüyorlardı. Yaşlı erkekler, kadınlar ve çocuklar göçe zorlanırken, ekonomiye katkısı da bulunabilecek güçlü erkekler geride bırakılarak esir işçi olarak kullanıldılar. Geride bırakılanların tam sayısı bilinmiyor.
Palgrave’den Stanley’e 28 Matıs 1867 tarihinde gönderilen rapora göre:
“Abazaların sökülüp memleketlerinden atılışı sırasında işlenen vahşetin her safhası doğrulanmıştır. Gereksiz barbarlıkların anlatımı detaylarıyla ilave edilmiştir ve sürülenler de kendi milletlerinden olan birkaç kişinin Türkiye’ye gideceği iddia edilen Rus gemilerine zorla bindirilip, Kertch’e veya Novorusiska’ya [kaynağında böyle yazılmış] ve oradan da Rusya’nın içlerine gönderildiğini anlatmıştır. Geçmişte benzer olayların yaşanmış olması bu iddiaları mümkün kılıyor”
Kafkasya’da Abaza aileleri kalmamış ve Abaza milletinin varlığına neredeyse son verilmişti. Sadece çok küçük bir kısmı yerlerinde kaldılar. Palgrave’in Stanley’e Trabzon’dan 16 Mayıs 1867’de yazdığına göre “Rus olmamaktan başka suçu bulunmayan bu insanların, sırf bu nedenle, milletçe yok edilişine şahit olmak acı vericiydi.”
Abazalar Karadeniz sahillerine ulaştığında ise Osmanlılar daha hazırlıklıydılar. Maddi problemlerinin devam etmesine rağmen, Osmanlılar Abazaların yaralarını daha iyi sarabildiler ve onlar arasında hastalıktan ölüm oranları yüksek olmadı. Palgrave’in Stanley’e 26 Nisan 1867’de yazdığına göre: Bu seferki dalgada, mülteci sayısının öncekilere kıyasla çok daha az olmasının da yarayışlı etkisi oldu.