Yahudilerin Almanya’dan Tanzimat alması üzerine, Ermeni isyancıları ABD gibi ülkelerde hareketlenmeye başladılar. Benzer yoldan, kendilerine paye kapmak istediler. Ama, hikayelerinin açığını ele veren akademisyenler vardı. Onları tehdit ettiler. Bir akademisyenin kedisi bahçesindeki ağaca asılmıştı. Stanford Shaw adlı bir profesörün Kalifornia üniversitesindeki sınıfında huzursuzluklar çıkartıldı (Richard Hovannissian tarafından) ve bomba atılarak evi yakıldı. Tüm bu olaylar, 1973-83 yıllarında ASALA gibi Ermeni örgütlerinin Türk elçilerini katlettiği yıllara rastlar. O yıllardaki katliamları Ermeni toplumu destekledi, katiller için para toplayıp, duruşma salonlarında onlara kahraman muamelesi yaptılar.
Prof. Bernard Shaw Ermeni göçünün Yahudi soykırımına benzemediğini söylediği için Fransa’da bir Dolar tazminat ödemeye mahkûm edildi. Prof. Heath Lowry ve Prof. Justin McCarthy de üniversite kürsülerini bırakmaya zorlandılar.
Aynı yıllarda, Ermenilerin suçluluğunu gözler önüne seren kiatplar kütüphane raflarından kaldırıldı. Bu kitaplardan birisi de Armenian Revolutionary Movement: The develoment of Armenian Political Parties through the Nineteenth Century, UCLA yayını, 1963 idi. Bu kitabın yazarı, Hınçak lideri, öğretmen ve avukat Avedis “Moruk” Hinaekian’ın torunu Louise Nalbandian’dı. Annesinden duyduğu anıların etkisiyle, 19 Yüzyıl ve 20. Yüzyıl başlarındaki Ermeni siyasi tarihine ilgi duyarak Stanford üniversitesinde hazırladığı doktora tezi, adı geçen kitapta basılmıştı. Bir yandan da UCLA’de araştırmacı olarak çalışmıştı.

Louise Nalbandian 1970’lerde Fresno State üniversitesinin tarih bölümünde Ermeni Çalşımaları Koordinatörlüğüne kadar yükselmişti. Kürsüsünde Ermenice dersleri verilmeye başlandı. Dünya çapındaki ihtiyacı olan Ermeni öğrencilerin tahsili için gereken nakit toplanmasına gayret ederdi. Birçok kez Lübnan’a seyahat etmiş ve hatta Hınçak İhtilalci Partisinin ilk üyelerinden Musheg Seropian ile röportaj yapmıştı. Ancak trajik bir ‘trafik kaza’sı yaşamına 1974’te son verdi. Kimbilir, belki de kitabındaki şu sözleri birilerinin işine balta vurmuştu:
“Van Ermenileri “cemaat” olarak 1872’de, Rusya’nın Kafkasya Genel Valisine mektup yazıp, kendi devlet yöneticilerine karşı ondan destek ricasında bulundular. Rusya’ya bağlanmak istediklerini belirttiler ve daha somut bir girişim olarak silah depolamaya başladılar.” (S. 81-82)
“Ermeni ihtilalcileri arasında papazlarla piskoposların bulunması, Ermeni milliyetçiliğini dinîbir kavrammış gibi Doğu Anadolu’daki Ermeni köylülerine, onların kolayca anlayabileceği biçimde sundu. Bütün bunlara ilave olarak, kilise görevlileri ihtilalcilere somut destek de verdiler. Örneğin Osmanlı hududuna yakın olan İran’daki Derik Manastırı, ihtilalci Başrahip (Bagrat Vartaped Tavaklıyan, kısa adıyla “Akki”) tarafından, Ermeni ihtilalcilerin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı kullanabileceği bir harekât merkezi ve silah deposu haline sokulmuştu.” (S. 174)