Los Angeles Examiner’in 1 Ağustos 1926 tarihli sayısında yayınlanan bir makalede, Atatürk’ün (hiçbir ortamda kullanmadığı kadar) çirkin sözlerle, Ermenilere kötü davranmış bulundukları için Osmanlı yöneticileri aleyhinde suçlamalarda bulunduğu yazılmıştı. Röportajı yapanın Emile Hildebrand adında bir İsviçreli sanatçı, gazeteci olduğu bildirilmişti. Ancak araştırıldığında, İsviçre’de bu isimde bir kimse bulunamamıştı. Bulunan tek kişi ise 1946 doğumluydu ve anne babası veya dedeleri yurt dışına çıkmamışlardı.
Atatürk’ün görüştüğü tüm gazeteciler önce izin alırlar ve isimleri kayıt edilirdi. Atatürk’ün verdiği röportajların da önce Türk basınında yer alması âdettendi. Bu isimde birisiyle konuştuğuna dair hiçbir kayıt yoktu. Bu isimde bir kişinin TC gümrüklerinden veya hududundan geçtiğine dair bir kayıt da yoktu. Kullanılan yazı stilinden de bu sözlerin Atatürk’e ait olmadığı, kolayca anlaşılmaktadır. Belli ki bu da asılsız tezlerine Atatürk’ü sahip çıkmış gösterme gayretindeki kişilerin ürettiği bir yanıltmaydı…
Eğer böyle bir röportaj gerçek olsaydı, kendisine “soykırım akademisyeni” adını alanlar,
Hildebrand isimde bir gazetecinin varlığını şimdiye kadar ortaya çıkarmazlar mıydı?


