Loading...

Muşeg’in Kilikya’daki Ermenileri Silahlandırması

1895’te Zeytun’da Hınçak partisinin önderlik ettiği bir isyan, Zeytun ve Maraş bölgelerinin tümünü kapladı.  Ayaklanmanın Ermeni lideri, çarpıcı bir abartmayla 125 Ermeni ile 20.000 Müslüman’ın öldürüldüğünü iddia etti (birçok Ermeni ve bazı Avrupalılar ise çok daha yüksek Ermeni kaybı olduğunu iddia etmişlerdi), fakat Osmanlıların isyanı bastırmakta zorlandığından kimse kuşku duymuyor.  O günleri görenler Osmanlıların isyancılara mağlup olacağına inanıyorlardı, fakat Ermeniler en sonunda yenildiler ve Osmanlı ordusu tarafından Zeytun şehrinde muhasara altına alındılar.  Bu etapta Avrupa devletlerinin temsilcileri Osmanlıları zorlayarak kuşatmanın kaldırılmasını, isyancılara af ilan edilmesini ve isyanın 5 liderinin de yurt dışına çıkmasına izin verilmesini temin ettiler.  Aynı yıl çıkan Van isyanında 400 Müslüman ile 1.700 Ermeni, sadece bir ayaklanmada öldü.  1895’teki başka olaylar tek tük Ermeni ve Müslüman’ın öldürülmesinden, Erzurum valisine suikast girişimine kadar değişiklik gösterdi ve 1905’te de Sultan’a suikast düzenlemeye kadar arttı.  Bütün bu olaylara, önceki bölümlerde yer verilmişti.

 

Yeni anayasanın şartlarına göre, kanunen, tüm Osmanlı vatandaşlarına silah satın alma hakkı veriliyordu.  Ermeniler kitle halinde, yüksek sayıda silah satın almak için, bu yeni kanundan yararlandılar.  Böylece eskiden sakin olan Kilikya bölgesinin silahlanması da Van ve Erzurum vilayetlerinin her zamanki seviyesine erişti.  Ermenilerin Adana bölgesindeki Müslümanlara saldırması, Kilikya’da Ermeni milletine vaiz veren Mersin piskoposu ihtilalci Muşeg’in etkisiyle, 14 Nisan 1909’da başladı.  Âsilerin gücü ve hareketleri hakkında çok mübalağalı hikâyeler duyan Adana’daki Osmanlı yöneticiler paniğe kapıldılar; Adana’nın Müslüman nüfusunu, az bir kısmı isyancılara katılmış olan Ermeni halkına karşı kendilerini korumaya çağırdılar.  Bekleneceği gibi, Müslümanlar bu çağrıya, Ermenilere hücum etmekle mukabele gösterdiler.  Sonuç olarak 17.000 – 20.000 kişi öldü; bunların %10 kadarı Müslüman, geriye kalanı ise Ermeniydi.  Hem Ermeniler hem de Müslümanlar Avrupalıların Ermenileri desteklemek için Adana’ya müdahale etmesini beklemişlerdi.  Ne İngiltere ne Fransa ne de Rusya Ermeni isyancıların yardımına gelmeyince, ezici çoğunluğa sahip olan Müslüman halk Hristiyanların üzerine çullandı. Devletin raporlarına 1.487 Müslüman ve 4.196 gayrı-Müslim olarak toplam 5.683 kişinin öldüğü kaydedilmişti, fakat Babikyan bir sürü de kayıt edilmeyen ölülerin bulunduğunu savundu.

 

1890-1909 olayları, 1915’in psikolojik ortamının hazırlanmasında önemli rol oynadı.  Müslümanlar, Ermenilerin bir başkaldırı planladığından emindi ve başarı kazandıkları takdirde, Zeytun’da olduğu gibi Müslümanların boğazlanacağına inanıyorlardı.  Ermeniler de Adana’daki birçok Ermeni’ye olduğu gibi, başkaldırı başarısızlıkla sonlandığı takdirde, kendileri isyana katılmasalar bile, katledileceklerini düşünmekte eşit oranda haklıydılar.  Her iki taraf da başarısızlığın kendi ölümleriyle sonuçlanacağına inanıyordu.  Takip eden savaşlar, korkularının doğruluğunu ispatladı; ortaya çıkan savaşlarda her iki taraf da mağlubiyeti tattılar ve her iki taraf da yüksek sayıda kayıplar verdiler.