Erzurum’daki Müslümanların kıyımının son safhası 10 Şubat 1918’de başladı. O gün, zorunlu hizmette çalıştırılmak bahanesiyle çok sayıda Müslüman toplanarak, Erzurum Şehri çıkışındaki Kars Kapısında üzerlerinde bulunan eşyaları çalındıktan sonra öldürüldüler. Şehirde ise evlere zorla girilmiş, gasp edilip yakılmış ve binlerce insan öldürülmüştü. Osmanlı yetkilileri, şehirde ve çevresinde öldürülenlerin sayısını 8.000 olarak hesapladılar. Yüzbaşı Ahmet Refik Genel Karargâhta 2. Şube Başkanı Seyfi’ye, Erzurum’dan, 8 Mayıs 1918’de gönderdiği raporda, Erzurum’u “harabeye dönmüş bir kent” diye betimledi. Osmanlı Ordusunun hızla yetişmesi, Erzurum’u muhtemelen daha büyük felaketten kurtardı. Osmanlı ordu birlikleri Erzurum’a girdiğinde, Ermeniler tarafından öldürülmüş binlerce Müslüman’ın cesediyle karşılaştılar. 12 Mart 1918’de şehrin geri alınmasından 20 Mart’a kadar geçen sürede Osmanlı askerleri, 2,127 erkek cesedi saymışlardı; aramaya ve tasnif etmeye devam ediyorlardı. Bunlar, Osmanlı’nın şehre girmesinden sonraki ilk 8 gün içinde, sadece şehir sınırları dâhilinde bulunan erkek cesetleriydi ve öldürülenlerin yalnızca bir kısmıydı.
