Loading...

Kars

Savaş öncesinde Kars, Rus İmparatorluğu’nun elindeydi.  1917 Rus İhtilalinden sonra, buradaki Ermeni halkının çoğunluğu, Osmanlı kuvvetlerinin önü sıra kaçıp Güney Kafkasya’ya göçmüşlerdi.  Bunun üzerine, daha önce vilayetten kaçmış olan Müslümanlar geri geldiler.  Savaş öncesinde Müslümanların, Kars’ta çoğunluk nüfusa sahip olduğu hiç kuşku götürmez.  Rusların Yıllık İstatistik Bilgiler kitabına göre 1915 Yılına ait Kars Vilayetindeki nüfus oranları yüzde olarak şöyleydi:

Ortodoks

21,23

Müslüman

50,16

Katolik

1,50

Protestan

0,42

Yahudi

0,42

Diğer Hristiyanlar

25,10

Hristiyan olmayan Diğerleri

1,17

 

 

 

Ermeniler dinîgruplar altında değil de “etnik gruplar” altında yazılmışlardı: %25,3 Ermeni, %35,9 “Turko-Tatar”, %14,8 Kürt.  Burada, Ortodoksların oranının 1897’den 1914’e ani olarak aşırı yükseldiği dikkati çekmektedir.

 

1897’DE KARS VİLAYETİNDE NÜFUSUN DİNLERE GÖRE DAĞILIMI

Din

Nüfus sayısı

Nüfus %

Ortodoks

49,295

17.0

Ermeni *

72,967

25.1

Roma Katolik Kilisesine bağlı Hristiyanlar

4,373

1.5

Diğer Hristiyanlar

16,963

5.8

Yahudiler

1,204

0.4

Müslümanlar

145,852

50.2

Toplam:

290,654

 

* Gregoryen ve Katolik Ermenilerin hepsi

KAYNAK: 1897 Rus nüfus sayımı

 

 

 

Osmanlı’nın yenilgisi üzerine bu Müslümanlar, Kars Vilayetinde İslam Milli Şurasını kurdular.  19 Nisan 1919’da Kars’ı fiilen işgal etmeye başlayan İngilizler, vilayetteki sivil ve askeri yönetimi Ermenilere devrettiler, çünkü Kars’ın yeni kurulacak Ermenistan Cumhuriyeti’nin bir parçası olacağı umuluyordu.  Bu konuda, çoğunluk nüfusunu teşkil eden Müslüman halkın görüşü alınmamıştı.  Müslümanların silahları toplanıp, Ermenilere verildi.  Böylece, eyalette tek silah sahibi olarak Ermeniler ile bazı Kürt aşiretleri kalmıştı.  (A. Rawlinson, Adventures in the Near East {Yakın Doğu’daki Maceralar} 1918-1922, Londra, 1924, s. 215.

 

W. E. D. Allen Kars Vilayetindeki Türk, Ermeni ve İngiliz faaliyetlerini ayrıntılarıyla anlatır.  Vardığı sonuç: “Disiplinsiz Ermeni askerlerinin zulüm ve işkencesi altında, Türk toplumunun geneli, geçici hükümet üyelerinin aileleri de dâhil olmak üzere kurban edildi.  Kars yaylasındaki Türk köylerinde de birçok aşırılıklar uygulandı” (Allen-Muratoff, Caucasian Battlefieids, s. 497 ve 498).

 

Müslümanların katledilmesine, İngilizlerin Kars’tan ayrılmasından önce başlanmıştı.  19 Nisan’da, “Karç Murat” Ermeni çetesi Kars hattındaki bir trenden 7 Müslüman’ı sürükleyerek dışarı çıkarıp öldürdü.  İngilizler halen bölgede bulunduklarından, bir soruşturma heyeti kuruldu.  Bu heyet Karç Murat ile çetesini suçlu buldu, fakat hiç kimse onları tutuklayamıyordu.  Kars’ta işlenen suçlar bu şekilde yağmacılık, gasp, tahribat ve katliamlarla devam etti.  Karakurt-Sarıkamış hattındaki Müslüman köylerine, Ermeni ordusu 1919 Temmuz ayında top ve makineli tüfekle saldırıp tahrip etmeye başladı.  Büyük Şatak köyü harap edilip, 5 Müslüman öldürüldü.  Sağlık Kazasında 13 köy, Horasan Kazasında ise 25 köy yakılıp yıkıldı.  Müslümanlara ait çok sayıda koyun ve sığır sürüsüne el kondu.

 

Wardrup İngltere Dışişleri Bakanına, Tiflis’ten 2 Kasım 1919’da “Ermenistan yetkililerinin, ele geçirdikleri yerlerde işledikleri kanunsuz eylemlerin listesini” iletmektedir.  Kars bölgesindeki Müslümanların kıyımının, ilin daha çok mümbit topraklarındaki Türkçe konuşan halkın yaşadığı alanlarda yer aldığını yazmıştır.  Ermeni çeteleri, Kars ile Oltu arasındaki Türk köyleri ile Akçakale, Babirgün yanı sıra başka kasaba ve köyleri de yağmaladılar.  Puzant Köyü’nün Müslümanları ve Kağızman halkından da 60 Müslüman, Ermeniler tarafından öldürüldü.  Iğdır Türkleri, silahlı Ermeni çeteleri eşliğinde uzaklaştırıldılar veya öldürüldüler.  Kağızman’ın Türk Valisi Ali Rıza, Kars’taki İslam Milli Şurasının dağılmasından sonra, Ermeniler tarafından yağmalanan köylerin sayılarını: Digur’da 63 köy, Kağızman’da 45, Karakorun’da 45, Sarıkamış’ta 46 ve daha birçok köyler şeklinde listeledi.  Ali Rıza ayrıca, Ermeni çetelerin liderlerinin isimlerini de listelemiş – toplam 68 isim yer almıştı.  Ermeni vahşetini araştırmak üzere Şüregel ve Zarşat bölgelerine yollanan resmi bir Türk soruşturma komisyonu, her köyde yıkılan evlerin sayısını listelemiş: (“Şüregel’de 45 ev, Ağnaç’ta 60, Yılanlı’da 70, . . .”).  Kars’taki Müslüman görevliler, ortalıkta saçılı vaziyette bırakılmış olan Müslüman cesetlerinin sayısını 40.000 olarak hesapladılar.  Rapor edilen katliamlar, maalesef Doğu Anadolu ve Kafkaslarda sık görülen örneklere benziyordu; yağmalanıp yakılan köyler, gasp edilen sürüler, el konan kişisel eşyalar, ırza geçmeler ve katliamlar yer almıştı. 

 

 

Kars yaylası veya Erivan’ın kuzeyindeki bölgelerin hiçbirinde, Müslüman köyleri güvende değillerdi.  Yaylada yaşayan Türklerin bireysel olarak Ermeniler ve bazen de Rumlar tarafından soyulması ve öldürülmesine sıkça rastlanırdı.  Ancak, ilin dağlık bölgeleri Kürt aşiretler tarafından savunuluyordu.  Bunlar, Ermenilerin yaylaların ve şehirlerin fazla ötesine geçmesine mâni oldular.  Kürtler ile Ermeniler ancak kan davasında görülecek şekilde dövüştüler, her ikisi de karşı taraftan ellerine düşenleri öldürdüler.  Durumu izleyen belki de tek Batı’lı gözlemci olan İngiliz Albayı Rawlinson’un raporlarına göre: Müslüman mülteci kervanları sürekli şekilde Kars yaylasını terk ediyorlardı.  Rawlinson, kendisinin de araştırıp doğruluğunu kanıtladığı işkence ve katliam olaylarının raporlarını kayıt etti.

 

Kars, bir yandan da Erivan Vilayetiyle Ermeni bölgesi ilan edilen başka yörelerden gelmiş olan Müslüman mültecilerin çok sıkıntılara maruz kaldığı bir yer olmuştu.  1919 yılında, çevreden Kars bölgesine toplanan mülteci sayısı 25.000’i bulmuştu.  Bu mültecilerin birçoğu, Kars ilinde Ermeni çeteleri ve askerlerinin saldırısına uğradılar.  Birçokları da Ermeni katliamından kurtulup köylerinin yağmalanmasından kaçtıktan sonra Sarıkamış’ta öldürüldüler.  Kars İslam Şurasının Başkanı İbrahim, İngiltere Kralı George’a yazdığı mektupta durumu duygularıyla anlatırken, Ermenilerden şöyle söz eder: “Bunlar, Kars dâhil Kafkasya’nın Güney Batısında binden fazla Müslüman köyünü tamamen harap edip yerle bir ettiler, kadın ve çocuklar dâhil 100.000 kadar masum Müslüman’ın kanını döktüler. Ne kirletilmemiş namus ne de harap edilmemiş mülk bıraktılar.”

 

Albay Rawlinson’da Ermenilerin davranışları ve amaçları hakkında aynı sonuca vardı:

Bunlara ilave olarak ben de Ermeni askerlerinin Kars Yaylasında işlediği vahşet hakkında, başka birçok kesin bilgiler almıştım.  Zaten benim tarafsız ekiplerime gösterdikleri muameleden, onların disipline ihtiyacı olduğu kanısına sahip olduğum için Zivin’den Tiflis’e şu telgrafı çektim: “İnsanlık adına, Müslüman halkın yönetimi Ermenilerin eline kayıtsız şartsız bırakılmamalıdır, çünkü Ermeni birlikleri disiplinden uzak ve etkin kontrolden yoksunlar ve devamlı vahşet uygulamaktalar.  Sürmekte olan vahşetten, [Kars’ı Ermenilerin kontrolüne bıraktığımız için] biz [İngilizler] de haklı olarak ahlaken sorumlu tutulmalıyız.”

 

Rawlinson, s. 227.  Rawlinson’un ifadesi özellikle güvenilir bir kaynaktır, çünkü onun Türk karşıtı olması için yeterince haklı nedenleri vardı fakat yine de dürüstçe ifade verdi.  Kitabın yazılmasından önce, Malta’daki Türk esirlerle değiş tokuş edilene kadar esir tutulmuş ve savaş esiri olarak kötü muamele görmüştü.  Rawlinson, Amerikan istihbarat ajanı Teğmen Dunn ile sohbeti sırasında da Ermenilerin Müslümanlara karşı işlediği vahşetten aynen kitabında yazdıklarına benzer sözler etmiştir.  Bkz. Robert Dunn, World Alive {Canlı Dünya}, New York, 1956, s. 309.