Loading...

Morgnethau’nın Kitabının Yarattığı Haksız İftiraları Fark Edenler Ne Demiş?

Morgenthau’nun anılarında ‘saygın bir dış basın (937 gazeteye kaynak sağlayan Associated Press) mensubu’ diye söz ettiği, 1915 yılında Şubat’tan Aralık sonuna kadar Türkiye’de görev yapmış olan ve Morgenthau’nun günlüğü ile özel mektuplarında yazdıklanlardan birbirleriyle sıkça görüştükleri anlaşılan, George A. Schreiner’dan, Morgenthau’nun Hikâye kitabında da söz edilmektedir.  Anılardan, bu ikilinin 9 Şubat - 31 Mayıs 1915 arasında 31 kez görüştükleri anlaşılıyor.  Aralık 1918’de, ABD Dış İşleri Ofisinde tesadüfen karşılaştıklarında Schreiner, Morgenthau’nun kitabını okumayı yeni bitirmiştir.  Akabinde Büyükelçiye hitaben 11 Aralık tarihinde kaleme aldığı mektubundan şu satırlara yer verelim:

“… Size bu mektubu, dünya barışının sizin haddini aşan gayretlerinizden kazançlı çıkmayacağı görüşüyle, yazıyorum.  İnsanlar arasında anlayış hüküm sürecekse, her bir tarafın da olaylara karşı dürüst bakış açısına sahip olması gerekmektedir ve o görüş açısı doğru ile yanlışın kararlı orantısını bilmekten geçer…”

 

“Baron Wangenheim’i sizden iyi tanıdığıma göre, müstakbel tarihçilerin senin onun hakkında yazdıklarına kulak asmamalarını dilerim.  Ölmüş birisini yerin dibine geçirmek kolaydır.  Sen de benim kadar biliyorsun ki, Alman Büyükelçisi, hiç de senin ve işbirlikçilerinin gösterdiği gibi bir insan değildi.

 

“Sen de kitabında kendine mal ettiğin gibi, İstanbul’un her şeyini bilen ve her şeye muktedir bir kişilik olmadın.  Gerçeğin hatırı için, Türklere yapıştırdığın kötü karakterin çok azını gördüğünü temin ederim.  İsyanların yer aldığı bölgelerde yaşamakta olan sayılarından çok daha fazla Ermeni’nin katledildiğini anlatmışsın.  O insanların kaderi, senin abartman olmadan da yeterince hüzünlüydü.  Ermeni olayları hakkında, Amerikan Elçiliğindeki bütün Ermeni ataşelerinin tamamının gördüğünden çok daha fazlasına şahit olduğum muhakkak.

 

“… Sana samimiyetle söylüyorum ki, senin Türkleri dünyanın en kötü mahlukuymuş gibi göstermek ve Alman’ı da sanki mümkünmüş gibi ondan daha çok aşağılama gayretini alkışlayamayacağım…

 

“…  Elbette, Batı’da yaşayan bizlerin melek olduğumuzu farz edersek, hiçbir Türk iyi görünmez.   Türklerin dünyada örneği çok az kalmış olan centilmen milletlerden biri olduğu konusunda benimle hemfikir olacağına hiç şüphem yoktur.

 

“Bu yazdıklarımı ilan-ı-harp olarak görme.  Bunları size anlatmaktan amacım, emekli bir Amerikan Büyükelçisine mızrak çekmekten korkmayan en az bir kişinin kaldığını bilmeniz içindir.  Gerçek en sonunda galip çıkacaktır.  Kısıtlı hizmetimi, [gerçeğin] emrine amade etmiş bulunuyorum…  Şu anda Avrupa’da bulunan notlarıma kavuştuğumda yazacağım kitabımdan gerçekler ortaya dökülecektir.  Ben hafızamdan değil, notlarıma güvenirim.  Diplomat olmayıp, gazeteci olduğum için söylediklerime dikkat etmek zorundayım.”    Sözünü ettiği amaca en yakın gelen kitabı: George A. Schreiner, From Berlin to Baghdat: Behind the Scenes in the Near East [Berlin’den Bağdat’a: Yakın Doğu’da, Görüntülerin Arkasındaki Gerçekler], New York, Harper & Brothers, 1918 olmalı.

 

Schreiner’in sorguladıkları, tüm okuyucuların aklından geçmekte.