. Arnavutluğu istila eden Karadağlı askerler yolları üstündeki her şeyi yerle bir etmişe benziyorlar. Karadağlılar ele geçirdikleri Müslümanlardan hoşlarına gitmeyenleri yalnızca katletmekle kalmıyor, burnunu veya diğer uzuvlarını kesmek gibi vahşi davranışlar sergileyebiliyorlardı. (Nedim İpek, “Balkanlar, Savaş ve Göç”, Balkanlar ve Göç, 2013.) 1913-1915 aralığında sadece Karadağ’dan göç edenlerin toplam sayısı 120 bin olarak verilir. (Noel Malcolm, Kosovo: A Short History, New York University Press, NY, S. 316.)
Prof. McCarthy, Ölüm ve Sürgün’den devamla: Durham’ın Nevinson’a 21 Temmuz 1913’de İşkodra’dan bildirdiğine göre, Müslüman köylerinin yanı sıra, Katolik köyleri de harap edilmişti. Yolları boyunca o kadar çok kerestelik ağaç devirdiler ki, her şey bitip de askerler geri çekildiğinde, evlerine geri dönen mülteciler ayakta kalabilen birkaç evin çatısını kapatmak için kullanacak kadar kerestelik ağaç bile bulamadılar.
Lamb’dan Grey’e 21 Kasım 1913 tarihinde Vallona’dan bildirdiğine göre, Arnavutluğun büyük bir kısmı “Sırplar ve Karadağlılar tarafından, hemen hemen aynı zamanlarda, istila edilmiş ve harap edilmişti.” Ezip geçen ordular, sağ kalan halkın yaşamını sürdürebilmesi için hiçbir şey bırakmıyorlardı. İşkodra ve başka şehirlerde, on binlerce insan mülteci durumuna düşmüştü. Katliam sırasında derhal öldürülmekten kurtulanların birçoğu daha korkunç şekilde açlıktan yavaş yavaş can verdiler.
Durham’ın İşkodra’dan 28 Temmuz 1913 tarihinde Nevison’a yolladığı raporunda aktarılan bir yardım kuruluşu görevlisi olan Bayan Durham’ın, sağ kalan Arnavutlar hakkında yazdığı rapordan alıntı:
“Dün Kopliklu’ya gittim. Umduğumdan büyük olduğunu fark ettim ve hiç tahmin edemeyeceğim kadar kötü vaziyette olduğunu gördüm; keşke oraya daha önce gitseymişim. Fakat yardıma ihtiyacı olan yığınla başka yer vardı.
Kopliklu, dehşet verici durumda, Kışı çıkaracak kadar, yiyecekleri olmadığından, bu insanlar için kurtuluş yolu göremiyorum. Sözü edilecek kadar bir toprak sürme imkanları olmamış, son derece düşkün durumdalar, giysileri lime lime olmuş, her şeyleri yakılmış ve talan edilmiş. . . Harap edilmiş evlerine döndüklerinden beri, bu zavallı insanların 176 tanesi öldü; çoğunluğu ishalden - muhtemelen ot ve benzeri şeyler yemek zorunda kaldıklarından. . .”
Bayan Durham, yeni bir Arnavutluk ulusu kurulmasına yardımcı olmak için İşkodra’yı işgal eden Avrupalı büyük devletlerin, asıl problemi ihmal ettiğini düşünüyordu. “İşkodra’nın dışındaki sahalarda açlıktan kırılan bu milletin ufuktaki yararını temin için, bu kadar demir, silah, amiral ve askeri buraya yığan 5 güçlü devlet, Tanrı bilir ne kadar para harcamışlardır; bunu düşünmek azap verici. Ulu güçler, ne yapacaklarına karar verinceye kadar, bu halk, aynı Karadağlıların istediği gibi kırılıp gidecekler”
Sağ kalan Arnavutlar güven içinde evlerine geri dönebilseler bile, soğuktan kendilerini koruyacak bir çatı veya dört duvar bulamayacakları gibi, onlara ne bir lokma yiyecek ne de ilerisi için ekecek tohum bırakılmıştı.
Arnavutluk dış dünyayla irtibat kuracak görüşme hatlarının uzağında ve çevresinde az sayıda yabancı gözlemci bulunduğu için, Arnavutluk Müslümanları hakkında bilgi yok denecek kadar azdır. Bulunabilen deliller de Arnavutluk’un güneyini istila eden Yunan güçlerinin Müslüman Arnavutlara davranışının, Arnavutluğun kuzeyini istilâ eden Sırp ve Karadağlılarınkinden çok daha insancıl olduğunu gösteriyor. Yine de Yunanlıların Müslüman köylerini yakıp yağmaladıkları, Yunan askerlerine barınak temin etmek için Müslümanları evlerinden söküp attıkları ve Müslüman toplumunun ileri gelenlerini hapse attıkları veya işgal ettikleri bölgelerin dışına sürdükleri gerçektir. Bütün bunlar, Lamb’in Grey’e, Vallona’dan 25 Ekim 1913’de, 7 Kasım 1913’de ve 6 Şubat 1914’de yolladığı raporlarda mevcuttur.

General de Veer’in Milletlerarası Kontrol Komisyonuna Draç’tan çektiği 5 Mayıs 1914 tarihli telgrafın Draç’tan, 6 Mayıs 1914 tarihinde Lamb’in Grey’e yazdıkları arasında kopyası mevcuttur. Aynı mesaj, Müslüman karşıtı vahşetler hakkındaki yerel raporları da içermektedir. Olayları gözlemlemek üzere Arnavutluk’a gönderilen Avrupa Kontrol Komisyonu üyeleri bazı yerlerde Müslüman halkın kitle halinde katledildiğini rapor ettiler. Yerli Müslümanlar, Yunanlıların köylüleri kıyımdan geçirdiğine dair birçok başka iddialarda bulunduysa da bunlar tarafsız şahitlerce tespit edilemedi.
Ekim 1913’de Arnavutluk Kontrol Komisyonundaki İtalyan delegesi Aubrey Herbert’e yazılanlar ve onun yazdıkları, Arnavutların Yunanlılar hakkındaki suçlamalarının doğru olduğunu, belli sayıda Müslüman’ın da katledilmiş olmasının ve bazı köylerin yıkılmasının muhtemel olduğunu açıkladı. Ancak, İtalya’nın da Arnavutluk’ta gözü olduğu için Yunan işgalini karalamanın İtalyan siyasilerinin çıkarına olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.
Oradaki olayları yönetmesi ve yeni kurulacak Arnavutluk’u gözetmesi amacıyla gönderilen Avrupa Kontrol Komisyonu, Balkan Savaşlarının Arnavutluk Müslümanları üzerindeki etkisi üzerinde bilgi topladı. Bir raporda, İngiliz temsilcisi Lamb, “Arnavutluğun doğu bölgesinde (yani Liuma ve her iki Debre’de [Debre-i Bala ve Debre-i Zir,” 102 köydeki Müslüman kayıplarını tablo halinde derlediğinde: 2.044 kişinin katledildiğine, 2.800 evin yakıldığına ve 25.000 hayvanın kaçırıldığına yer vermişti. Bu istatistikler, İtalyan Yarbay Muricchio’nun iki turda topladığı saha araştırması bilgilerine dayanıyordu ve sadece Sırp askerlerin köylerden toplayıp götürdüğü koyunları hesaba katıyordu. Hâlbuki hayvanların çoğu kışı geçirmek üzere yerli çobanlar tarafından Makedonya ovasına götürülmüşlerdi ve bu sürülerin de çobanları öldürülüp, koyunları çalınmıştı. Böylece, Lamb’ın hesabına göre (Grey’e, Vallona’dan yolladığı 20 Nisan 1914 raporunda belirttiğine göre) toplam 700.000 koyunlarına el konularak, Müslümanlar açlığa zorlanmıştı.